2 Şubat 2013 Cumartesi

1. Geleneksel sanatların hiçbirinde gerçekler ve olasılıklar arasında sinemada olduğu kadar büyük bir uçurum olan başka bir sanat daha yoktur. Sinema filmleri, seyirciyi doğrudan etkisi altına alır; onlara somut nesne ve kişilikler sunar, onları, sessizlik ve karanlıkla, sıradan bir psikolojik atmosferden soyutlar. Bu nedenle, sinema hiçbir sanatın yapamayacağı kadar izleyiciyi heyecanlandırabilir. Ama aynı zamanda izleyiciyi bu kadar aptallaştırabilen başka bir sanat türü de yoktur. Maalesef, günümüzde çekilen filmlerin çoğunluğunda amaç tam olarak budur; entelektüel ve etik bir boşlukta parlarlar. Bu boşlukta, filmler iyiye gidiyormuş gibi görünür.

 2. Gizem bütün sanat yapıtlarının temel öğesidir. Genellikle sinema bu öğeden yoksundur. Yazarlar, yönetmenler ve yapımcılar bizi üzebilecek herhangi birşeyden kaçınmak konusunda oldukça titiz davranırlar. Şiirin özgürleştirici dünyasına açılan o mükemmel pencereyi bu şekilde kapalı tutarlar. Sıradan hayatlarımıza devam ettiren, aynı dramı bininci kez tekrar eden, günlük işlerimizin zor saatlerini unutabilmemize yardımcı olan hikayeleri tercih ederler. Ve tabiki bunların hepsi bir ahlak çerçevesinde, devlet ve uluslararası sansür kurulu, din, beğeni, zararsız mizah ve gerçekliğin diğer düz nükteleri tarafından dikkatle izlenir.

 3. Bağımsız, özgür ruhlu biri tarafından kullanıldığında, sinema tehlikeli ve mükemmel bir araçtır. İçgüdünün, duyguların ve hayallerin dünyasını ifade etmek için en kaliteli yoldur. Sinema bilinçaltının dışavurulması için icat edilmiş gibidir, köklerini şiirin en derinlerine kadar salmıştır. Bunlara rağmen, sinema neredeyse hiçbir zaman bu amaçların izinde gitmez.

4. Seyircinin ve eleştirmenlerin övgüsünü alan işlerde ya da büyük yapımlarda kaliteli bir filme nadiren rastlıyoruz. Bana kalırsa, birinin kişisel dramı günümüzde hiç kimseyi alakadar etmez. Eğer adamın biri sahnede bir karakterin neşe ve kederlerini seyirciyle paylaşacaksa, bütün toplumun neşe ve kederlerini ve seyirci arasındaki o adamın da hislerini yansıtacağı için paylaşmalıdır. İşsizlik, emniyetsizlik, savaş korkusu, adaletsizlik günümüzde herkesi etkiliyor. Ve dolayısıyla izleyicilerin her biri etkileniyor. Ama sahnede, evde mutlu olamayan ve heyecanı, ergeç eski karısıyla tekrar birleşmek için terkedeceği bir kız arkadaşta bulan bir bay X görürsem, bunu çok etik ve eğitici bulurum tabii ki ama neticede bu benim hiç umurumda olmaz.


“Eğer zincirlenmiş bir adam gözlerini kaparsa, dünya patlar.” demiş Octavio Paz. Ben de diyebilirim ki: Sinemanın beyaz gözkapağı uygun ışığı yansıtırsa, evren alev alır. Ama şimdilik hepimiz huzur içinde uyuyabiliriz: Sinemanın ışığı uygun bir şekilde uyutulmuş ve zincirlenmiş durumda.

 Luis Buñuel

Film Culture dergisi 21. sayıdan (1960) Çeviri: Burce Yazaroğlu
#search {height:30px;padding:0;background:#fff url(http://1.bp.blogspot.com/_ActSVcJ9YK...background.gif) top left no-repeat;text-align:left;margin-top:9px;overflow:hidden;} #search input {border:0;background:none;color:#666666;} #s {width:140px;padding:4px;margin:3px 0 0 3px;background:none}