14 Nisan 2011 Perşembe

Sinema kuramı sinema üstüne değildir.

Sinema üstüne teorik kitapların faydasına kuşkuyla bakılması sıklıkla tekrarlanıyor (özellikle durumun hiç de iyi olmadığı günümüzde). Godard, Yeni Dalga'nın gelecekteki sinemacılarının, yazdıkları zaman aslında sinema üstüne yazmadıklarını, sinema teorisi filan yapmadıklarını, yazmanın daha o zamandan onların filim yapma tarzı olduğunu hatırlatmaktan hoşlanır. Ne olursa olsun, bu hatırlatma teori denen şeyin ne olduğu konusunda pek yüksek bir anlayış sunmuyor. Çünkü teori de, yapılan, imal edilen bir şeydir ,en az nesnesi kadar. Çoğu insan için felsefe yapılmayan, imal edilmeyen, önceden imal edilmiş bir gökyüzünde hazırda bulunan bir şeydir. Oysa, felsefi teori bizzat bir pratiktir, en az nesnesi kadar. Nesnesinden daha soyut değildir. O bir kavramlar pratiğidir ve girişime geçtiği başka pratikler açısından yargılanması gerekir. Bir sinema teorisi sinema "üzerine" değildir, sinemanın uyandırdığı kavramlar üstünedir ve bu kavramların bizzat kendileri başka başka pratiklere tekabül eden başka kavramlarla ilişki içindedirler; genel olarak kavramlar pratiğinin, nasıl bir nesnenin öteki nesneler karşısında hiçbir üstünlüğü yoksa, ötekiler karşısında hiçbir ayrıcalığı yoktur. Şeylerin, varlıkların, imgelerin, kavramların, binbir olay türünün yapılması hep çok sayıda pratiğin devreye girerek etkileşmesiyle olur. Sinema kuramı sinema üstüne değildir, sinemanın kendisinden daha az pratik, efektif olmayan sinema kavramları üstünedir. Sinemanın büyük yönetmenleri büyük ressamlar, büyük müzisyenler gibidirler: yaptıklarına dair en iyi konuşacak olanlar da onlardır. Ama konuşurken, başka bir şey olurlar, filozoflara ya da kuramcılara dönüşürler; teori falan istemeyen Hawks bile, kuramları aşağılamaya kalkıştığında Godard bile. Sinemanın kavramları sinemanın içinde verilmiş değildirler. Ama yine de bunlar sinemanın kavramlarıdırlar, sinema üstüne kuramlar değildirler. Artık "sinema nedir?" diye değil, "felsefe nedir?" diye sorulması gereken hep bir saat, öğle-geceyarısı bir an olduğu gibi. Sinemanın kendisi yeni bir imgeler ve göstergeler pratiğidir; felsefenin kavramsal bir pratiği olarak bu pratiğin teorisini yapması gerekir. Çünkü ister uygulamalı (psikanaliz, dilbilim), ister usavurmalı, hiçbir teknik belirlenim sinemanın kendisinin kavramlarını oluşturmaya yeterli değildir.

Gilles Deleuze, Cinéma II: L'image-temps, s. 365-6
Kaynak: korotonomedya.net

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Words, words, words...

#search {height:30px;padding:0;background:#fff url(http://1.bp.blogspot.com/_ActSVcJ9YK...background.gif) top left no-repeat;text-align:left;margin-top:9px;overflow:hidden;} #search input {border:0;background:none;color:#666666;} #s {width:140px;padding:4px;margin:3px 0 0 3px;background:none}