10 Nisan 2011 Pazar

Felsefe neye yarar?

Öyleyse “felsefe neye yarar?” sorusu özellikle kötü sorulmuş bir sorudur. Felsefe yaşam hakkında bir söylem değil, yaşamsal bir etkinliktir; yaşamın kendi geçişlerini muhafaza etme ve kendi has ıraksamalarını, kendi has bağdaşmazlıklarını değerlendirme tarzıdır – kısaca, ayrıştırıcı sentezin ikircikliliği ve oynaklığı içinde, yaşamın özne-oluş tarzıdır. Bu bakımdan, filozofların soyut oldukları ve “yaşanmış” olanı açıklama ve ona bir anlam verme kaygısını pek gütmemeleriyle ilgili bitmek bilmeyen düşmanca yakınmalardan daha can sıkıcı bir şey yoktur. Nitekim filozofların yapacak daha iyi şeyleri vardır. Yaşayacak, olacak ve yaşamın özne-oluşunu yaşayacaklardır. Filozof yalnızca karşı karşıya gelinmiş işaretlere bağlı olarak düşünülür; ve filozofun dönemiyle ilişkisini, bugünkü güncel olmayan mevcudiyetini başka yerde aramamalıdır. Güncel olmayan: çünkü filozof günceldeki olayı açığa çıkararak, Ahmak’ın eyleme aczini deneyimleyerek düşünür. Bugünkü: çünkü onun kaptığı işaretler dönemin ürettiği ve şimdi beliren ve şimdi düşünmeye zorlayan işaretlerdir (yenilik). Filozof ile siyaset arasındaki, yanlış anlamalara öylesine yatkın tuhaf ilişki, buradan gelir: o ki temaşa eder, eylemsizdir, yetkinliksizdir, yalnızca terse-etkinleştirici bir eylemi kavramlaştırır; yalnızca işaretlerden itibaren, yalnızca döneminin “alışkanlığı”ndan hareketle yeniden eyleyebilir olur. Bu yüzdendir ki eylemi krize sokar ve yalnızca kriz halindeki eylemi kavramlaştırır. Eylemde ritim ister. Filozof kriz yaratır ve başka bir şey yapmayı bilmez, geri kalan hakkında diyecek hiçbir şeyi yoktur ve neredeye-dilsizliği içinde tekil, şanlı ve mağrur bir tevazuya tanıklık eder – Deleuzecü bir tevazu gibi bir şey. Ve bir kriz eylemi, eylemenin düzenindeki bir yaratım, “farkın toplumsal gücü” nedir ki – bir devrimden başka? Filozofun, kendi kavramsal yaratımına yankı yapan şu toplumsal yaratımdan başka hiçbir şey hakkında siyasal fikri yoktur. Filozof “bir halka gereksinimi olduğunu” haykırır. O zaman, şimdi işaretler nelerdir? Daima köpek ile kurt arasındayız, ama belki de kendimizi böyle düşünme vakti gelmiştir, zira artık talep etmekten geri durmadığımız şu imlemlere ve doğru kanılara inanmamaktayız. Belki de ıraksamayı ve uzaktan uzağa bir “devrimci-oluş”un geçici şanını kendinde taşıyan bu içkin dünyaya inanmanın zamanıdır.

François Zourabichvili

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Words, words, words...

#search {height:30px;padding:0;background:#fff url(http://1.bp.blogspot.com/_ActSVcJ9YK...background.gif) top left no-repeat;text-align:left;margin-top:9px;overflow:hidden;} #search input {border:0;background:none;color:#666666;} #s {width:140px;padding:4px;margin:3px 0 0 3px;background:none}